EBRU SANATININ "BATINÎ" YÖNÜ İHMAL EDİLİYOR [BURHAN EREN]

Kaynak: Zaman Gazetesi 17.05.2002 Târihli Nüshâsı
Yazar: Burhan Eren

Ebru sanatının "batınî" yönü ihmal ediliyor



Geleneksel Türk süsleme sanatı ebru, “Ebru Kongresi”ndeki panelde tartışıldı. Panelde, tasavvufi konulardaki eserleriyle de bilinen Ahmet Yüksel Özemre, “Ebru sanatında sekülerleşme dönemindeyiz. Bu sanatın batınî yönü ihmal ediliyor.” dedi.


Geleneksel Türk süsleme sanatlarından ebru, dün İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen, tasavvuf Musikisi konseri ve ebru sergisinin de yer aldığı “Ebru Kongresi”ndeki panelde tartışıldı. İstanbul Üniversitesi Ebru Kulübü Başkanı Ahmet Akcan’ın organizasyonunu üstlendiği kongrenin paneli, Prof. Dr. İskender Pala’nın yönetiminde; Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu, Hikmet Barutçugil, Füsun Arıkan ve Nur Taviloğlu gibi tanınmış ebru sanatçılarının katılımıyla gerçekleşti.

Ebru Kongresi, İzmir Devlet Korosu sanatçılarından Sami Mutlu’nun, Türk ebrusunun Cumhuriyet dönemindeki en büyük ustalarından Mustafa Düzgünman’a ait altı ilâhiyi seslendirerek verdiği bir konserle başladı. Konserin ardından başlayan panel, ebru sanatında geleneksel çizginin korunarak geliştirilmesi düşüncesinde olan panelistler ile; ebruda modern resim sanatının teknik ve içerik imkânlarını kullanarak modern çizgiyi benimseyenlerin birbirlerini zaman zaman karşılıklı eleştirmelerine de sahne olacak bir biçimde, hayli hararetli geçti.

Ebruda modern çizgiyi benimseyen Füsun Arıkan, ebruyu; kendine has tekniği ile çiçek motifleri üzerine kurulu bir resim yapma sanatı şeklinde tarif ederek sanatta kuralların yıkılmak için var olduğunu ve ‘ebru ile resim yapmanın geleneksel ve modern olanı bir arada kullanarak resim yapmak’ demek olduğunu söyledi. Alparslan Babaoğlu ise yöntem ve içerik bakımından yeni arayışlara gitmenin yanlış olmayacağını, ancak bütün dünyaca “Türk kâğıdı” olarak bilinen Türk ebrusunun, boyalarının hazırlanmasından uygulanmasına kadar kendine has pek çok özelliğinin olduğunu belirterek şöyle dedi: “Yüzyıllar içinde oluşmuş Türk zevkinin süzgecinden geçmemiş hiçbir yeni katkı, ebru sanatına bir şey kazandırmayacaktır. Pasaportunda her ‘TC’ yazanın yaptığı, Türk ebrusu olmayabilir bu yüzden. Ama Türk ebrusunun tekniklerine uygun bir biçimde bir Amerikalının yaptığı da Türk ebrusudur.”

Nur Taviloğlu, yeni arayışların ve yeni denemelerin ebru sanatının gelişimini olumlu yönde etkileyeceğini belirtirken, ebru ve hat sanatının yaşayan en önemli isimlerinden olan Fuat Başar, geleneksel usullerle hazırlanmış bir mürekkeple yine aynı şekilde hazırlanmış bir kağıda, Dante’nin “İlahi Komedya”sının yazılmasının bir hat örneği olamayacağını; çünkü sanatta yapılan şeyle, o şeyin nasıl yapıldığı arasında sıkı bir bağ olduğunu vurguladı ve ebrunun, ilâhi olanla bir irtibatının bulunduğu yönündeki düşüncelerini şöyle açıkladı: “Yaradılışla ilgili sırlar mı veriyor bu teknede açılan renkler? Belki de ebru, görünenin ardındaki İlâhi güzelliğin bir kesitinin su üzerinde görülmesidir.”

Panelde konuşma sırası kendisine geldiğinde ebru sanatçısı Hikmet Barutçugil, konuşma hakkını; dinleyicilerin arasında bulunan, Atom Enerjisi Kurumu’nun uzun süre başkanlığını yapmış olan ve tasavvufi kitapları ile de bilinen Ahmet Yüksel Özemre’ye vermek istediğini söyledi ve kendisini mikrofona davet etti.

Ahmet Yüksel Özemre, ebru ile ilk kez Cumhuriyet dönemi Türk ebrusunun en büyük ustalarından Mustafa Düzgünman vesilesiyle tanıştığını ve Düzgünman’ın ebrularına olduğu kadar onun tasavvufi yönüne ve musikisine de hayran olduğunu belirtti. Ebrunun sadece şekli yönüne vurgu yapıldığını; ancak ‘batınî’ boyutunun daha önemli olmasına rağmen ihmal edildiğini ve eski ebruzenlerin, ebru teknesi başına otururken boy abdesti aldığını hatırlatan Özemre, “Eskiden teknenin başına oturan ebru ustası, ‘Ya Rabbi, senin sıfatlarına rücu ediyorum, suyun üzerine renkleri açarken beni koru, yoksa ben kendimi hâlik sanırım.’ diye dua ederlermiş. Bunu yapan ve talebelerine öğreten ebru ustası var mı hâlâ, bilmiyorum.” diye konuştu. Önemli olanın, ebru ustasının; tekne başına geçtiği zaman kendisini ve renklerin bir bir açıldığı ebru teknesini, Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği birer ‘tecelligâh’ olarak bilmesi olduğunu belirten Özemre, “Ebrunun sekülerleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Modern ebruda çok güzel şeyler var. Ancak sanırım bu girişimler, sanatçının; kendisini ve teknesini birer tecelligâh olduğunu unutup enaniyetinin ortaya çıkmasında etkili oluyor.” dedi.

Panelin ardından etkinlik çerçevesinde düzenlenen ebru sergisinin açılışı yapıldı. CRR fuayesindeki sergi salonunda, 40 ebru sanatçısının 120 eserinden oluşan klasik ve modern yönelimleri bir arada barındıran karma sergi, 23 Mayıs’a kadar açık kalacak.